• BIST 108.394
  • Altın 142,809
  • Dolar 3,5301
  • Euro 4,1252
  • Kocaeli 31 °C

17.08.1999 /03:02 Bence Unuttuk

Ahmet ŞEKERCİ

17 Ağustos 1999  gecesi için çok aydınlık bir geceydi derler.

Denizden çıkan büyük ateşten bahsedilir.

Tıpkı Halley kuyruklu yıldızının dünyanın çok yakınından geçmesi, Mavi Ay'ın uzun bir aradan sonra tekrar görülmesi gibi egzotik bir anlatımdır kimi için.

Yer o dehşetli sarsıntıyla sarsıldığında ve insan ne oluyor buna dediğinde, bir rüyadan ayılır gibi yüzleştik gerçekle.

O gece havanın ne kadar aydınlık olduğu bir yana, şahid olanlar için o an, karanlık ve belirsizdi. Ellerimizle yaptığımız binalardan olabildiğince uzaktaki meydanlara doluştuk. İlk bir baba geldi gecenin içinden.

Alnı tuğla rengine boyanmış 4-5 yaşlarında bir oğul vardı kucağında.Başka yönden yaşları 13 ila 16 arasında değişen 5-6 kız geldi beyaz entarileriyle.Meydandaki kalabalıkta tanıdık bir sima arıyorlardı.

Sonra içlerinden biri:

- İsmail amca, dedi.
-Biz altıncı kattaydık binamız yıkıldı pencereden çıkıp geldik, dedi.
-Ama komşularımız, dedi!
- komşularımız...


Yakın akrabalarını enkazdan çıkarmaya çalışan biri olarak bilirim çaresizliğin ne zor olduğunu.

Hava aydınlandıkça farkettik yıkımın büyüklüğünü.Kirazlıktaki maçlarda, kalede efsane kurtarışlar yapan Batu artık yoktu.Mahallenin en güzeli Suzi ailesini de alıp terki diyar etmişti.Voleybol kadrosu da eksikti bundan böyle.

Yıllar sonra bir yerde Batu'yla karşılaşıp futboldan konuşma şansımız yoktu.Gelecekte  bir yerde Suzi'ye denk gelip anılardan ve çocukluktan bahsetme şansım yoktu.Geçmişimizin bir kısmı erozyona uğramıştı.

Hayallerimiz, hatıralarımız, anılarımız ya eksikti  ya yarım...

Yokluklar içerisinde bir şey vardı, onun adı da dayanışmaydı.Gelen yardımlar olduğunda, bu bölge yeterince yardım aldı, siz diğer bölgelere gidin diyebilecek kadar paylaşımcı insanlar vardı. Komşusunun çocuklarına kendi çocukları gibi sahip çıkanlar vardı.

D-130 karayolunun girişinden çıkışına kadar Ambulansların ve İtfaiyenin trafiğe takılmadan geçmesini sağlamak için, yolun emniyetini sağlama sorumluluğunu üstlenen gençler vardı.

Tanımadığı insanları enkazdan çıkarabilmek için kendini riske atan cesur insanlar vardı.

Vefakarlıklar vardı.

Dostluklar, kadirşinaslıklar, arkadaşlıklar vardı. Dayanışma vardı.

Maneviyat vardı.

Bana kim bu kenti temsil etmeli diye sorsalar, acısını en çok yaşayanlar derim.

Marmara Depreminin üzerinden yıllar geçti. Her yıl dönümünde aynı slogan "unutmadık" deniliyor.

Bence artık unuttuk.

Vefayı, paylaşımı, dostluğu, değerleri unuttuk.

Eskisi gibi değil hiçbirşey.

O günden çıkarılan dersleri unuttuk.

Marmara bölgesinde, depremde çöken bina sayı 133.683'tür. Resmi rakamlara göre; 285.211 ev, 42.902 işyeri hasar gördü.

Yetkililer depremden büyük dersler çıkarmışlardı.Burası deprem bölgesiydi ve üç katın üstü yapılara müsade edilmeyecekti.Şimdilerde dördündüncü, beşinci katlara rastlar olduk.Depremde çöken binaların çoğunun yeni yapılar olduğu gerçeği de ortada.

Marmara depremi, bir yıl dönümünde daha çeşitli etkinliklerle hatırlandı.

Sadece yıl dönümlerinde...

Bu yazı geçen pazartesi, Marmara depreminin yıl dönümü olan 17 Ağustos'a denk gelebilirdi. Farketmenizi isterim, yıl dönümü üzerinden bir hafta geçti.Şimdi neyi ne kadar hatırlıyorsunuz.

Sizce de unutmadık mı?

Bu yazı toplam 1139 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Değişen Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Faks : 0262 322 99 88 | Haber Yazılımı: CM Bilişim