• BIST 97.559
  • Altın 144,656
  • Dolar 3,5587
  • Euro 3,9715
  • Kocaeli 16 °C

Din ve Ticaret İlişkisi

Ahmet ŞEKERCİ

Hepimiz dünyadan vakti gelince gideceğiz.

Göçerken başka memlekete, geride kalan yaptıklarımız ve yapmadıklarımız olacak.

Hal böyleyken, dünya zevki ve hevesi uğruna, kırıp döktüğümüz, yıkıp geçtiğimiz yaşanmışlıkları, gerçekte verdikleri ve aldıklarıyla terar sorgulamamız gerekir, değer miydi diye.

Habitatımız hepimize yetebilecekken, kaynakları bencilce kullanmaya değer miydi.

Hoşgörü, adalet, doğruluk gibi kavramları kendi çıkarlarımıza alet edip, kavramların içini boşaltmaya değer miydi.

Kapitalizmin küresel ölçekte, insani değerleri yozlaştırdığı, sekülerizmin küresel etkilerinin dünyayı kasıp kavurduğu, tüketim çılgınlığının gelir dağılımındaki adaletsizliği tetiklediği bir yüzyıldayız.

Değerleri muhafaza etmek adına sorumlulukları olanlar, olması gereken yerlerde değiller. Ayneyn terkedildi. Dünya metaı onları aldattı.

Bugün ümmet Uhud'u yaşıyor.

Asli vazifeleri dindar nesil yetiştirmek olanlar şimdilerde ticarette, siyasette, bürokraside etkinliklerini arttırma peşindeler.

Onların bankaları, holdingleri, medyaları var.

Bütün bunlar olmasın mı?

Değerlerden uzaklaşılmayacaksa, ilkeler korunabilecekse, amaca taviz vermeden hizmet edilebilecekse tabiki olsun.

Ama kimse bana, televizyonda bir cemaat kanalında, yanık sesiyle kabeden, sahabeden bahseden birinin, konsepti değiştirmeden kitap satışına dönmesini, duyguları suistimal ederek yapılan kitap satışını, doğru birşeymiş gibi anlatmasın.

Bana biri gıda sahtekarlarının genelde neden bazı cemaat kanallarında tanıtımlarını daha çok yaptığını anlatsın.

Kabir azabından koruyan kefen satışının piyasa değerinin yoklandığı bir ortamda, amacın aslında ticaret olmadığı, millete nasıl izah edilebilir.

Kimi müstehcen reklamların muhafazakar kanallarda olup olmaması meselesine girmeyeceğim.

Faizsiz finans sağladığını iddia eden katılım bankalarının millete kredi kartı dağıtıp, geciken ödemelerde işleyen ceza paralarının nasıl kar payı olarak isimlendirildiklerini, maaşlarını verdikleri fetva kurulları izah edebilir belki ama, imkansızlıklar, olumsuzluklar sonucu kart sahiplerinin, geç ödemeleri veya ödeyememelerini, fırsata dönüştürmenin adının nasıl kar payı olduğu, karın nereden elde edildiği vijdanlarda sorgulanır.

Bazı cemaatler mensuplarını, kendi markalarından almaya, kendi ürünlerini kullanmaya teşvik ederken bu durumun kapitalizmin pazar ekonomisine benzemediğinden, bir otonomi oluşturmadığından, kapalı pazara dönüşmediğinden rahatlıkla bahsedebilirmiyiz.

Bu ülkede neden kimi cemaatler bireyin vereceği oya kadar karışırlar. Her düşünceye kapıları açık değilmi, siyaset üstü olmaları gerekmiyor mu.

Dindar nesil yetiştirmeyi amaç edinen gruplar, devlet içinde istikballerini sağlamak adına, değerler üzerinden mensuplarını yönlendirmek değilde, toplumu kucaklayıcı projeler üretmelidirler.

Değerlere hizmet edilirken  yozlaşmadan etkilenilmemesi için ilkelerden ve misyondan taviz verilmemelidir.

Her grup kendi asli mecrasına dönmelidir.

Bu yazı toplam 1441 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Değişen Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Faks : 0262 322 99 88 | Haber Yazılımı: CM Bilişim