• BIST 95.394
  • Altın 277,455
  • Dolar 5,7622
  • Euro 6,3865
  • Kocaeli 20 °C

Erdoğan: 'Ülkemin patronu millettir'

Erdoğan: 'Ülkemin patronu millettir'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Bu ülkenin patronu biziz’ diyen Hollanda Başbakanı Rutte’ye “Benim ülkemde patron millettir” diye seslendi. Erdoğan, Hollanda’ya destek veren Almanya Şansölyesi Merkel’e ise “Yazıklar olsun” diyerek tepki gösterdi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Almanya’nın Şansölyesi de Hollanda’nın yanında yer alıyor. Sana yazıklar olsun. Demek ki  sen de aynı kafadasın” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hollanda Başbakanı Mark Rutte’nin açıklamalarına da sert çıktı.

Erdoğan, “Beyefendi ‘Bu ülkenin patronu biziz’ diyor. Benim ülkemin patronu millettir, millet. Sen önce demokrasiyi öğren. Patron benim demek milletine saygısızlıktır. Zaten bunlarda saygı yokki” dedi.

Erdoğan, özetle şunları kaydetti:

KILIÇDAROĞLU’NA ELEŞTİRİ:

Milletvekili sayısını 600’e çıkarılması olayı var. Türkiye’de şu anda 103 bin seçmene 1 milletvekili düşüyor. Burada 600 vekile fazla demek dünyayı takip etmememenin en açık alametidir. Dünya siyasetinden bihaber olduğunun çok açık net tablosu ifadesidir. Gençliğimize çok büyük hakaretler etti. Ben bunu izleyince çok üzüldüm. 18 yaşındaki çocukları adeta küçümsemesi... Bir defa çok ayıp oluyor. 18 yaş olayı sadece benim ülkemin erkekleri için geçerli değil ki genç kızları için de geçerli. Onların da parlamentoya girme imkanı var. Şu anda 18-25 yaş arasında 7 milyonun üzerinde genç var. Biz gençliğe ufuk veriyoruz.

RUTTE’YE YANIT:

Bu Hollanda hadiseleri konusuna gireceğim. Hollanda’da o beyefendi (Hollanda Başbakanı Mark Rutte) ‘Bu ülkenin patronu biziz’ diyor altına da bu fakirin resmini koymuş üstüne de çarpı işareti... Ben patron değilim zaten benim ülkemin patronu millettir millet ey Rutte! Sen daha demokrasiyi anlamamışsın. Önce demokrasiyi öğren hiçbir başbakan patron olamaz. Ülkelerin patronu demokrasilerde millettir. Bir defa ‘patron benim’ demek milletine saygısızlıktır. Zaten bunlarda saygı yok ki. Biz bu ülkede hiçbir zaman patron olmadık biz bu ülkede efendi de olmadık. Biz kuruluşumuzdan bu yana meydanlarda hep şunu söylemişizdir: Biz millete efendi olmaya değil hizmetkâr olmaya geldik demişizdir. Rutte bunu öğren.

BİR BAYAN BE!:

Hollanda’daki olayda, bırakın siz merkezi yönetimi, belediye, belediye... Belediye birkaç saat içerisinde oturuyor, olağanüstü hal ilan ediyor. Niye? Benim bakanımı oradan itfaiye aracıyla mı götürecek? Gelip makaslarla aracın kapılarını kesip öyle mi dışarı çıkaracak? Sınır dışı nasıl edecek? Ya bir bayan be, hani siz kadın haklarından bahsediyordunuz ya? Ve bu bayan Türkiye Cumhuriyeti’nin Bakanı, kendi toprağına girecek, diplomatik araç içerisinde, başkonsolosluk binasına girecek. Kendi başkonsolosluk binasına girmesine müsaade etmiyorsun, içeriden başkonsolosun çıkmasına müsaade etmiyorsun. Bütün bunların önünü açmak için ne yapıyor? Olağanüstü hal ilan ediyor, iki saat içerisinde.

KURU ÖZÜR OLMAZ:

Ben öyle kuru kuruya özür dilemeyi, hiçbir şeyle değişmem. Bunların biz ne olduğunu biliriz, bunların cemaziyelevvelini biliriz. bugün bir İsviçre gazetesinde atılan bir başlık, çok çok manidar. Buna seviniyorum, mutluyum. Niye? İsviçre’nin bu gazeteleri de Türkçe’yi öğreniyor. Ne diyor burada? ‘Erdoğan’ın diktatörlüğüne hayır oyu kullanın.’ Şimdi bu da doğruyu söylüyor. Diktatörlüğüm yok ki. Bu ne demektir? Bu aslında tersinden okursanız, evet demektir.

YAPTIRIM UYGULAYACAĞIZ:

Çarşamba günü Hollanda’da seçim var. Bunların bir tanesi tam manasıyla dört dörtlük ırkçı. Tehdit ediyor; ‘Hollanda’yı terk edin.’ Sen mi getirdin o insanları Hollanda’ya da ‘Hollanda’yı terk edin’ diyorsun? Kimsin sen ya? Haddini bil. Bir diğeri, başbakanken münasebetlerimizin de iyi olduğu birisiydi. O da kalkmış o olayın olduğu gece bizim Başbakanımıza meydan okuyor; ‘Burayı terk etmesi lazım’ diyor. Peki sen bundan sonra Türkiye’nin kapısını nasıl çalacaksın? Şu anda biz, Ankara’ya döner dönmez oturacağız, Sayın Başbakanla bunları konuşacağız. Kesinlikle bizler de şu anda diplomatik yaptırımlarımız nelerse, bunları yapacağız.

‘İki goril bakanı götürdü’

Erdoğan, “Kızım gibi sevdiğim” dediği Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Kaya’nın cumartesi gecesi Hollanda’da yaşadıklarını anlatırken, “Fatma Hanım ‘Ben arabanın içinde öleceğim’ diyene kadar gitti” dedi. Kaya’ya “Sakin ol” dediğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti: “Hollanda’daki vatandaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Bana 15 Temmuz’u hatırlattılar. Oradaki vatandaşım bakanlarıyla yan yana ve ya yüz yüze olamanın da sıkıntısını çektiler. Çünkü ayrı sokaklardaydılar. Ama Fatma Hanım seslerini duyuyor. Buna rağmen kendileri ile mutabakatı sağladığımızda artık saat 4-4,5 gibi ablasıyla beraber alıyor kendisini iki tane goril. Ve o iki goril kendilerini Almanya yerine yolu değiştirerek bir karakola götürüyor. Fatma Hanım çayınız içmeyiz diyor arabada bekliyor. 1 buçuk saatte karakolda bekletiyorlar. Ondan sonra yola Almanya’ya doğru yola çıkıyorlar. Ben inanıyorum ki vatandaşımın oradaki duruşu batıya çok iyi bir emsaldir. Yani bugün orada yarın başka bir yerde.”

Atları itleri...

Erdoğan, “Ne kadar atları itleri varsa oraya topladılar. Dün gece Hüseyin kardeşimi aradım. İtleri baldırından ısırdı. 3 ay işe gidemez raporu vermişler” dedi. Erdoğan, Hollanda’da seçme hakkında sahip Türk ve Müslümanlara da, “Vatandaşlarıma sesleniyorum. Müslüman kardeşlerimizle işbirliği yapın. Yabancı düşmanı olan bu iki partiye kesin tavır koymaları lazım. En ağır yaptırım bu. Bunu başarmaları lazım” çağrısında bulundu. Erdoğan, 16 Nisan’dan sonra AB ilişkilerin kapsamlı olarak gözden geçirileceğini vurguladı.

VİYANA SÖZLEŞMESİ DERDİ YOK

“Bunların Viyana Sözleşmesi diye bir derdi yok. Hepsi bunların ayaklarının altında. Bunların Viyana Sözleşmesi, faşistlikleridir. Nazizm, buna Neonazizm diyebiliriz. Yeni Nazi akımı diyebiliriz. Bunların Viyana Sözleşmesi anlayışı budur.”

‘Merkel’e yazıklar olsun’

Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel’e de sert tepki gösterdiği açıklamalarına şöyle devam etti: “Batı’nın gerçek yüzünü gösteriyorlar. Biz böyle görmek istemezdik. Almanya’nın Şansölyesi de Hollanda’nın yanında yer alıyor. Sana yazıklar olsun. Demek ki sen de aynı kafadasın. Bu, bu demektir. ‘Yanındayım.’ dediğine göre o da demek ki aynı kafada. Biz kişinin sevdikleriyle beraber olduğuna inananlardanız. Bunların yaptıklarının kesinlikle ne Avrupa Birliği müktesebatına ne Venedik, hiçbir yere uyar tarafı yoktur.” Erdoğan, Merkel’in serbest bırakılmasını istediği gazetecinin bir ajan terörist olduğunu ve Tarabya yakınlarındaki bir Köşk’te bir ay süreyle Almanya konsolosluğu tarafından misafir edildiğini dile getirdi. Erdoğan “Böyle bir teröriste bir ülkenin Şansölyesi sahip çıkarsa kusura bakmasın, ben buna soru işaretiyle bakarım.  Üstüne basa basa söylüyorum, istediğin kadar sen Hollanda’nın yanında yer al. 

Sayın Merkel, sen teröristlere destek veriyorsun. 4 bin 500 dosya elinde ve bu 4 bin 500 dosyanın hesabını veremedin, veremiyorsun. Bizim böyle bir kara lekemiz yok. Bizim her şeyimiz ak. 16 Nisan’a biz evet için mücadelemizi verirken senin devlet televizyonun hayır için kampanya yapıyor. Sen teröristlerin yayınlarına, hayır kampanyalarına destek veriyorsun. Bunu hiç sağa, sola saptıramazsın. Ben Almanya’daki, Hollanda, Avusturya, Avrupa’nın değişik ülkelerindeki bütün vatandaşlarıma sesleniyorum. Türkiye düşmanı olanlara sakın ha destek vermeyin” dedi. 

AİHM’e gideceğiz

Göreceksiniz AİHM’e de gideceğiz. Bütün bakan arkadaşlarımızın hepsi gerekli yerlere müracaatları yapacaklar. Ben verilecek kararı da şimdiden biliyorum. Ama biz gereğini yapacağız. Biz yapalım onlar gene bildiklerin okusun. Ondan sonra biz de bildiğimizi okuruz.

KAPIMI ÇALAMAZSIN:

Evet için benim bakanıma konuşma imkanı vermediler ama Türkiye Barolar Birliği Başkanı Türkiye’den başladı Avrupa’da dolaşıyor ve bu hukukçu. Sen hukuk içinde bundan sonra Türkiye’de acaba yönetimde olanlarla nasıl bir araya geleceksin? Bir defa benim kapımı çalamazsın. Kapattın kapıyı. Böyle bir şey yaptığın anda karşına yarın faturası çıkar.

PYD blöf yapıyor

Erdoğan, PYD’nin Münbiç’te özerklik ilanıyla ilgili açıklamaları konusunda ise, şunları söyledi: “Bunların hepsi hikaye. Kendilerine göre blöf yapıyorlar. Orada böyle böyle özerklik ilanı... Kuzey Suriye’de özerklik ilan etmişlerdi ne oldu? Buralarda Türkiye’nin onayı olmadan bir adım atamazlar. Bunların hepsi adım adım takip ediliyor. Bunlar şu anda kendilerine göre bazı şeyleri, böyle bir psikolojik ortam oluşturmak için kendilerinin de bitişleri geldiği için onlara güvenenlere de şöyle bir tatmin veya güven verebilmek için böyle bir şeyi ilan etmenin gayreti içerisine giriyorlar. Yok böyle bir şey. Biz zaten şu anda Münbiç kenarında bazı köyleri de almış vaziyetteyiz. Süreç devam ediyor.”

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
    EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Değişen Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Faks : 0262 322 99 88 | Haber Yazılımı: CM Bilişim