• BIST 75.764
  • Altın 127,791
  • Dolar 3,3775
  • Euro 3,6436
  • Kocaeli 7 °C

Kemalizm Toplumu Bölüyor mu?

Ahmet ŞEKERCİ

Keşke karşılık beklemese, her yapılan iyilik... Beklentiden, bedelden, tahakkümden uzak kalabilseler... 

Her menfaat çatışmasında gündem olmayabilseler keşke ''zamanında yapılanlar''.

''Ben olmasaydım diye başlayan'' böbürlenmenin, büyüklenmenin zirvesine tırmanan sözlerle karşımızdakini yönetmeye ve yönlendirmeye çalışmasak; muhatabımıza bir dirhem iyilik yapıp onu bin batman yükün altına sokmasak ne güzel olurdu değil mi? 

Ne yazık ki öyle bir zamanı yaşamıyoruz. 

Bu durum sadece bireysel anlamda değil toplumsal anlamda da böyle.

Herkesi kendisi gibi yapmaya, kendi oluşturduğu fikirleri baskıyla, eleştiriyle benimsetmeye çalışan farklı toplumsal katmanlar var.

Hepsi de kurtuluşu kendinde görüyor. 

Temelinde menfaat ve otorite sağlamak olan bu durum bireylerin ve toplumların meselesi de değil sadece... 

Temelinde insan olan, insanların oluşturduğu o büyük aygıta, diğer bir ifadeyle devlet denen yapıya da sirayet ediyor bu durum. Kimi ABD oluyor, özgürleştirmek ve demokrasi getirmek için işgal ediyor ülkeleri ve işin sonunda ülkelerin bütün kaynaklarını işin bedeli sayıyor. 

Kimi halk adına ezilenlerin yanında söylemleriyle bir düşünce geliştiriyor sovyet Rusyasında olduğu gibi.

Çarlık Rusyasını, toplumu ezen bir yapı olarak değerlendiren bolşevik ihtilali, yönetimi ele geçirince halktan ''dinini'' istiyor. 

Kominizmi halka benimsetmek isteyen sovyet rusya bütün ülkede kaos oluşturup; kan akıtıyor. 

Her toplumsal ve sosyal hareket başlattığı eylemlerin karşılığında toplumdan bir bedel mi istemeli?

Ya da başlatılan eylemin ana nedeni gerçekte hedeflenen değil mi?

Yine benzer şekilde Türkiye'de oluşan bir düşünce şekli düşünceden öteye geçerek savundukları fikirleri dayatma ve baskıyla topluma dikta etme yoluna gidebiliyor.

Türkiye'de kendini çağdaş ve modern olarak niteleyen bu kesim diğer kesimleri, yobaz ve çağdışı olarak nitelendirirken kemalizmi referans alıyor.

Başörtülülerin üniversitelere alınmamasının nedeni kemalizmin ilkeleri değil miydi? 

Yemin törenlerine alınmayan başörtülü asker annelerinin nizamiyeden içeri sokulmama  gerekçesinin temelinde yine aynı düşünce yok muydu? 

28 Şubat sonrası malum haber kanallarındaki haberlerden ikisini aktaracağım. 

İlki; hastaneye acilden giriş yaptıran kadının nüfus cüzdanındaki fotoğraf başörtülü olduğu gerekçesiyle, sedyeyle gelen acil hastasının giriş işlemleri yapılamamıştı.

Diğer haberde ise; Ortaokul öğrencileri hocalarıyla cuma namazı kılıyordu ve bu durum yanlış bir şeymiş gibi malum spikerler tarafından anlatılıyordu.

28 Şubat uygulamalarının geldiği ortam tam olarak böyle bir yerdi. Hepsi yapılan uygulamalara referans olarak kemalizmi ve onun muasır medeniyet çizgisini gerekçe gösteriyordu.

Ordudan irticai faaliyet gerekçesiyle atılan muvazzaf askerlere yapılan uygulamaların temelinde kemalizm yoktu diyebilir misiniz? 

Seçilmiş hükümetlere yapılan darbeler ve müdahaleler yine kemalizm adına yapılmadı mı?

Bu ülkede insanların; laik-anti laik, muhafazakar-ulusalcı, sağcı-solcu şeklinde ayrışmalarının ana nedeni hangi zemindir. 

Türkçü-Kürtçü ayrışmasını başlatan fikirler ve uygulamalar nelerdir? 

Şu anda ''o olmasaydı'' diye başlayan (Bu söz Islam inancı açısından şirk yönünden sıkıntılıdır) asıl amacı 1930'lardaki bir düşünceyi 2016'ların Türkiye'sine dayatmayı hedefleyen anlayış, Türkiye'nin bugünkü sorunlarına çözüm bulamaz. Yeni Türkiye'yi, büyük Türkiye'yi 1930'ların anlayışıyla oluşturmak mümkün değil.

Kurtuluş savaşında top yekün gerçekleşen kazanımlar; toplumun yaşam tarzından, inancından, dilinden, kılık kıyafetinden, örfünden vaz geçirilmesinin bir gerekçesi olarak ortaya konulabilir mi?

Bugün Kemalizm bir zihniyetin siyasi simgesi haline geldi. Toplumun ayrışmasına odak oluşturan bir yapıya dönüştürüldü.

Eğer bu ülkede bölünmeye, ayrışmaya, kutuplaşmaya engel olmak için uğraşı içine girmek istiyorsak uğraşılması gereken olgu milletin başörtüsü değil,  günümüz kemalizm anlayışıdır.

Bu yazı toplam 3358 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Değişen Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Faks : 0262 322 99 88 | Haber Yazılımı: CM Bilişim