• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Kocaeli 6 °C

Kod adı 'Kurtuluş Savaşı'

Serkan SİDAL

15 Temmuz gecesi yapılmak istenen, sonrasında yaşananlarla artık daha net! Bu ihanetin hedefi diğer darbelere kesinlikle benzemiyor ve yönetimi değiştirme operasyonu hiç değil. Tam anlamıyla Türkiye’yi bölge, parçalama, tarihten silme girişimi. 

Evet! Başaramadılar ama durdular mı?

Tabi ki hayır…

Sonrasında ne oldu?

Devamın da uygulanacak senaryolara geçildi. Elazığ'da, Van'da, Batman'da, Diyarbakır’da ve en son da Gaziantep’te patlayan bombalar ile Türkiye’nin bölünmeye doğru gidilecek, iç savaş ile vatanımız darma dağın olacaktı. Hedef orduyu üç parçaya bölüp, ülkemizi karanlığa sürüklemekti. 

Şu yaşanan tablolar aslında Ortadoğu’da yıllardır yapılan müdahaleler de sıranın Türkiye’ye uzun bir süre önce geldiğini gösteriyor. Taşlar bir bir yerine oturuyor. Şimdi anlıyor musunuz üstünü basa basa Tayyip Erdoğan’a neden diktatör dediklerini? Irak’ta, Libya’da, Mısır’da ve diğer Ortadoğu ülkelerinde yapılan iç müdahalelerde de yönetimler hep diktatör ilan edilmemişmiydi? 

Türkiye tam anlamıyla bir Kurtuluş Savaşı veriyor. Dört koldan saldırıyorlar. Bu saldırıları püskürtmemizin, vatanımızı bir nevi psikolojik, ekonomik ve bombalı saldırıdan kurtarmanın tek yolu milletin birliğinden geçiyor. Milletin iradesini hiçe sayanlar, şu hain tabloyu göremeyenler,  hala daha kirli siyasetlerini sürdürenlerin eskilerin tabiri ile gavurdan farkı yoktur. 

Gün düşmana karşı birlik günüdür. Gün ayrışma değil, tek devlet, tek millet, tek vatan olma günüdür. Bugünün kod adı Kurtuluş Savaşı’dır. Herkes aklını başına alsın he almak istemeyen varsa da sonuçlarına katlansın. 

Bakın bir zamanlar ulusal kesimin liderliğine savunan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu bugün neler anlatıyor. Bu açıklamayı çok önemsiyorum ve herkesin kulağına küpe olması gerektiğini düşünüyorum…

“15 Temmuz'da hedefin iç savaş çıkararak Türkiye'yi bölmek olduğunu belirten Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, "İç savaşın hemen arkasından Serhildan ilan edip savunmasız bırakılmış vatan parçasını Türkiye'den koparacak ve bağımsızlık ilan edecekti" dedi.

 “40 yıllık bir takiye ile bir gün devleti ele geçirmek hazırlık yapan FETÖ'nün terör örgütü olduğu 17/25 Aralık döneminde ortaya çıkmış olsa bile kan akıtmaları 15 Temmuz gecesi oldu. Toplumun her kesiminden insanın darbeyi püskürtmesiyle birlikte bu kalkışmanın sadece bir darbe girişimi olmadığı, bir işgal hazırlığı olduğu da açığa çıktı. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, 15 Temmuz'u, ve sonrasındaki gelişmeleri Yeni Şafak'tan Nil Gülsüm'e anlattı.

15 Temmuz gecesi neydi, ne yaşadı Türkiye?

15 Temmuz'da TSK'nın içine 40 yıllık çabayla sızmış ve komuta kademelerine gelmiş olan ajanlar, amacı iç savaş çıkarmak olan bir darbe girişimini başlattılar. Bu amacın ne olduğunun görülmesi TC'nin sonrasında yaptıklarının meşru müdafaa refleksi içinde gerçekleştirildiğini anlamaya yarar.

ÖMER HALİS DEMİR OLMASAYDI

Amaçlanan, TSK'nın ve Emniyet Teşkilatı'nın kendi içinde paramparça olup birbiriyle kimin hangi safta olduğunun dahi birbirine girdiği kaotik bir iç savaş yaşamasıydı. Eğer şehit Ömer Halis Demir olmasaydı, Zekai Paşa o kritik emri o şerefli askere vermeseydi, Özel Kuvvetler ele geçirilecekti ve Doğu, Güneydoğudan binlerce özel kuvvet askeri ne olduğunu bilmeden ama bu terörist ajanların emrinde Ankara'ya intikal edecekti. Bunun iki sonucu olacaktı. Bir, Ankara'da korkunç bir iç savaş yürüyecek ve ikinci olarak Doğu'da ve Güneydoğu'da şehirlerimizi, sınırlarımızı müdafaa eden güçlerimiz çekilmiş olacaktı. Tüm plan ülkeyi paylaşmaya ve bölmeye hazır hale getirmekti. İşte PKK'nın çok iyi hazırlandığı, çok büyük miktarlarda bombalar kullanılan saldırıları görüyoruz. Bunlar planlanmıştı.

BAĞIMSIZLIK İLAN EDECEKLERDİ

15 Temmuz'un aslında devamı olarak mı nitelendiriyorsunuz terör saldırılarını?

15 Temmuz iç savaş çıkarma noktasında başarılı olsaydı dün Elazığ'da, Van'da, evvelki gün Batman'da, Diyarbakır'da patlayan bombalar askersiz ve polissiz bırakılmış bir vatan parçasını koparmak amaçlı patlatılacaktı. Ve neticede sadece Güneydoğu değil, Doğu Anadolu'yu da kapsayacak şekilde bir bağımsız devletin ilanına kısa sürede sıra gelecekti. 24 saat içerisinde bu girişim bastırılmasaydı ordu birlikleri birbirleriyle çarpışmaya başlayacaktı. Köprüdeki 70 askerden falan söz etmiyoruz. 650 bin kişilik ordu, 2-3-4 parçaya bölünüp birbiriyle savaşacaktı ve hal böyleyken PKK, zaten üst kadrosunun yüzde yüz bilgi sahibi olduğu ve hazırlık yaptığı bu iç savaşın hemen arkasından Serhildan ilan edip savunmasız bırakılmış vatan parçasını Türkiye'den koparacak ve bağımsızlık ilan edecekti.

Çok vahim bir tabloyla karşı karşıyaydık yani?

Bu kadarla kalınmayacaktı. Eğer 15 Temmuz kalkışması bastırılmasaydı emin olunuz BM Güvenlik Konseyi Türkiye'ye müdahale kararı alacaktı. Şunu da ilave edeyim; Doğu ve Güneydoğu'da PKK, askersiz, polissiz bırakılmış vatan parçasında bağımsızlık ilan ettiğinde, orada bunu kabul etmeyen halkla karşı karşıya kalacak ve bir kıyım yaşanacaktı. Bu kıyım Ankara'da, İstanbul'da, İzmir'de, Muğla'da düşündüğümde tüylerimi diken diken eden bir Türk-Kürt iç savaşını başlatacaktı. Hemen akabinde Alevi-Sünni çatışması başlatılacaktı. Bunlar iç içe geçecekti. Bütün fay hatları o anda aktif hale gelecekti. O andan sonra senin kim olduğun değil, kimden olduğun önemli olacaktı.

Şu halde bu darbe girişiminin şahısların ötesinde bir hedefi vardı...

Bu Tayyip Bey'e veya hükümete karşı değil, vatana karşı bir hareketti. O yüzden şezlonglarında denizi seyrederken "Serinlemeden önce bir çakayım da ondan sonra denize gireyim" diyen iyi niyetli kardeşlerimize, vatandaşlarımıza, "Olaylar oradan görüldüğü gibi değil" diye seslenmek istiyorum. 15 Temmuz'da yaşadığımız darbenin ötesinde bir şey. Bu Türkiye'yi parçalama hareketiydi. O sebeple neyin kenarından değil, dibinden geri çıktığımızı görmemiz lazım.

 

Bu yazı toplam 991 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Değişen Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Faks : 0262 322 99 88 | Haber Yazılımı: CM Bilişim