• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli 19 °C

Mazlumun Hesap Soracağı Gün

Yunus Emre TÜRK

Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd ederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti. (Bakara 2/30)

Bir halife olarak gelmiştik dünyaya… Yeryüzünün üzerinde dolaşacak Rabbimize kulluğumuzu en güzel kıvamda gerçekleştirecek bir Halife olarak. Tabi bunu yaparken kan döküp bozgunculuk yapmayı da ihmal etmedik hiçbir çağda.

İlk olarak Adem as.’ın oğulları arasında başladı bu kan dökme hastalığı insanlıkta…

‘’ Kâbil, o gece sabaha kadar uyuyamadı. Şeytan her fırsatta uğursuz teklifini yeniliyordu. “Kardeşini öldürmeden sana bu dünyada rahat yüzü yok,” diyordu. Sabah olduğunda artık kararını vermişti. Kardeşini bu defa kesinlikle öldürecekti.

Habil, sabah erkenden koyunlarını alıp çıkmış, onları otlamaları için çayırlara yaymıştı. Sakin ve neşeli görünüyordu. Onun bu hâli, Kâbil’i daha da öfkelendirdi.

Yerden büyükçe bir taş alarak kardeşine arkasından sessizce yaklaştı. Gafil avlamak istiyordu. Birden üzerine atılarak elindeki taşla başına vurmaya başladı. Vurdu, vurdu, vurdu... Habil bir külçe gibi yere yığılıncaya kadar vurmaya devam etti. Ortalık kan gölüne dönmüştü. Yeryüzünde ilk cinayet böylece işlenmiş, ilk kan toprağa damlamıştı. 

Toprağa düşen bu ilk kan, burada bitmeyecek; ardı arkası kesilmeyecekti. Kıyamete kadar Kâbil gibi zalim insanlar, Habil masumiyetindeki kimselerin kanlarını akıtmaya devam edeceklerdi. Bu korkunç çığır, kardeş katili Kâbil tarafından başlatılmıştı. 

Kâbil, kardeşinin kanlı cesedi başında donup kalmıştı. Neden sonra kendine geldi. Yaptığı işin korkunçluğunu ve fenalığını anladı. Ne olmuştu kendine böyle? Sanki eline ne geçmişti Habil’i öldürmekle?

İçini korku, üzüntü doldurmuştu. Sanki canlı cansız herşey hep bir ağızdan: “Katil, katil...” diye bağırıyordu. Dehşet içinde ayağa fırladı. Fakat kalkamadı. Kardeşinin yanına düştü kaldı.

Kardeşinin cesedini ne yapacaktı? Düşünüyor, düşünüyor, fakat aklına bir fikir gelmiyordu. Neden sonra uzaklara taşımayı akıl etti. Cesedi omuzuna aldı. Yoruluncaya kadar yürüdü. Gücü kesilince omuzundan indirdi, yanına koyarak oturdu.(Alıntı)’’

Kabil’in o gün yapmış olduğu bu cinayet çağlar boyunca katlanarak insan oğlunun yaradılışında ki ahseni takvim özelliğini esfele safiline çevirdi.

Bu katletme hareketi çağımızda yine zirveye ulaşmış durumda. Saat başı toplu katliam haberleri geliyor. Dünya sanki lisana gelmişte daha kan yok mu diyor bizlere… Bizlerde dünyada yaşamanın bedeli kan dökmek gibi algılayıp onun bu isteğine canhıraş bir vaziyette yöneliyoruz. Dünya ise mazlum, masum, çocuk, kadın, bebek, yaşlı veya zalim demiyor yeter ki kan olsun diyor bize.

Hâlbuki bizlere düşen yalnızca; ‘’ Ancak Allah'a kalb-i selîm (temiz bir kalp) ile gelenler (o günde fayda bulur).(Şuara 26/89)’’ ayeti kerimesini yaşayıp aczi yetini bilerek emaneti Rabbimize teslim etmekti.

Bu günlerde o kadar çok kan var ki gönlümüze Efendimiz asv.’ın cahiliye döneminde ki o topluluğa nasıl bir gönülle baktığı, o topluluğun nasıl taşlaşmış vicdanlarıyla zulüm ettiklerini izleyişi geliyor.

Allah cc.’u ayeti kerimesinde Efendimize ‘’( Resûlüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.(Enbiya 21/107)’’  buyuruyor. Diri diri toprağa gömülen kız çocuklarının arasında Kendi kızını alıp omuzlarının üzerinde gezdirip ona olan merhametini o taşlaşmış olan yüreklere bir tokat gibi çarpışını hatırlıyoruz. 

Ve sonra…

Hıra mağarasına inzivaya çekildiği bütün bu yaşanılan zulümlerin yanlışlığını ve o latif kalbinin nasıl bunlardan incindiğini düşünüyorum.

Efendimiz asv’ın o taşlaşmış topluluğa rahmet yağmuru gibi gelişi ve o taşlardan su pınarlarını çıkartışı, çölde kurumuş olan toprağın nasıl bir rahmet deryasına dönüşmesini her yerin nasıl da yeşerdiği aklımıza geliyor da içimiz biraz ferahlıyor.

Bu günler gelip geçecek ama şunu unutmayın ağızlarından KAN DÖKME kelimesinin eksik olmadığı, elleri kanla dolu olanlar işte onlar unutulmayacak. 

Günü geldiğinde de Hz. Ali r.a.’nın zikrettiği şu hadise gerçekleşecek;

“Mazlumun zalimden öcünü alacağı gün, şüphesiz zalimin zulmettiği günden daha çetin olacaktır.”

Bu yazı toplam 1230 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Değişen Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Faks : 0262 322 99 88 | Haber Yazılımı: CM Bilişim