• BIST 82.363
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • Kocaeli 5 °C

Müjdeler olsun Türkiyem!

Yunus Emre TÜRK

Ortadoğu büyük buhranın içerisinde. Her gün yüzlerce insan yaşamını yitiriyor. Masum binlerce yaşlı kadın ve çocuklar katlediliyor…

Ortadoğu bugün bir kaos halinde. Bir yerde hiçbir şeyden haberi yokmuşçasına hayatlarını  devam ettirenler, bir yerde olayların farkında olup kendilerinin başına gelmeyecek zannedip başlarını diğer tarafa çevirenler ve bir yanda da bu kaostan nasıl faydalanırım diyen Merhum Akif’in deyimiyle tek dişi kalmış canavarlar… 

Bir tek sen kaldın Türkiyem…

Anadolu’nun mazlumlarına, ümmetin yetimlerine ve haksızlığa durun yapmayın deyip bir bir kanını bu uğurda döken bir tek sen kaldın Türkiyem…

İşte o yüzden Müjdeler olsun sana ceddini utandırtmadığın için Çanakkale de yatan Halepli, Şamlı, Filistinli şehit dedelerimizin boynunu bükmediğin için müjdeler olsun sana…

Ne işi var burada  Suriyelilerin demediğin için sana Müjdeler olsun… Çanakkale’de ki dedelerimizi bedrin aslanlarına benzetmişti Merhum Akif… Evet şimdide Hicret döneminde ki Ensar’sın sen… 
Hani Efendimiz asv. vefasını gösterip yaşamını onların içinde devam ettirdiği. Hani Mekke fethinden sonra Ensar’ın hüzünlendiği Efendimiz artık burada kalır derken Resulullah asv’ın kendilerini tercih ettiği Ensar’sın sen müjdeler olsun sana TÜRKİYEM….

Ceddin Anadolu’ya akın akın girmiş Haçlı seferlerine karşı göğsünü siper etmiş kutsal beldelere ulaşmasınlar diye. Resulullah asv kabrinde huzurlu uyusun diye. Analar babalar ölmesin yetimler çoğalmasın ki yetimler yetimi kabrinde üzülmesin diye… Şehitler vermiş canlar vermiş ama bu kutlu davadan dönmemiş ceddin… İşte sen o ceddinin başını yere eğdirmedin sana Müjdeler olsun Türkiyem…

Sakın bu nimeti isyanla zayi etmeye çalışanlara fırsat verme Türkiyem. Unutma Huneyn gününü… Dursun Ali Erzincanlı ne güzelde ifade etmişti o günü şiirinde;

‘’Savaşın sonunda yüklü miktarda ganimet elde edilmişti. Ganimeti en çok Ensar hak etmişti bu doğruydu, En çok ensar liyakat göstermişti buda doğruydu, Ama Allah Rasulünün bir bildiği vardı.
Allah Rasulü Müslümanların kemaline güvenerek, Ganimetten ensara pay vermemişti. Saad bin ubade ensar adına Rasülallahın yanına geldi, Ya Rasülallah dedi. Ensardan bazı kabileler sana karşı gönüllerinde kırgınlık duydular. Fahri kainat neden diye sordu; Ganimetleri kendi kavmin ve diğer arab kabileleri arasında paylaştırıp, Kendilerine pay vermediğin için. Belikli ensardan bazıları Fahri Kainatın, Kendilerine ne kadar değer verdiğini anlayamamıştı.

Efendimiz üzgündü…

Kavmini topla ve bana bildir diye emretti. Saad bin ubade ensarı topladı Rasülallah geldi; Burada ensarın dışında kim varsa ayrılsın buyurdu. Ensar damardaki kanın nasıl donduğunu artık anlayabiliyordu. Yüzünde kara bulutların gökyüzüne verdiği çehre gizliydi sultanın, Yağsaydı hüzün yağardı ve yağdı; Önce kelime-i şahadet sonra Allah’a hamd, Ve konuşanların en güzeli hüzün peygamberi. Konuşma başladı;

“Ey ensar topluluğu;

Bugünden itibaren belki Müslüman olurlar diye, Kendilerine ganimet verdiğim için, Hakkımda öylediklerinizi duydum”

“Ey ensar;

Allah size imanı lutfetmedimi, Sizi şereflendirip üstün kılmadımı, Size Allah yardımcıları, Peygamber yardımcıları sıfatını vermedimi”

“Eğer hicret olmasaydı ensardan olmayı isterdim, İnsanlar bir vadide toplansa sizler başka bir vadide toplansanız, Ben sizin yanınıza gelirdim, sizler benim sırdaşımsınız.” “Herkez ganimet olarak aldıkları mallarıyla, Koyunları ve develeriyle yurtlarına dönerken; Siz Allah Rasülü ile dönmeye razı değimlisiniz…?

“Ensar…

Razıyız Ya Rasülallah dediler.”

Ama sevgili peygamberimiz yine mahsundu;

“Sözlerime karşılık olarak bana cevap veriniz buyurdu.”

Ensarın ileri gelenlerinden biri söz aldı;

“Ya Rasülallah…

Biz zülmün içindeydik Allah senin hatrına bizi kurtuluşa erdirdi, Biz alevden bir uçurumun yanıbaşındaydık, Allah senin elinle bizi o uçurumdan kurtardı, Biz dalalet karanlığı içindeydik,
Allah senin vasıtanla bizi hidayet aydınlığına çıkardı. Biz rab olarak Allah’tan, Din olarak islamdan,
Ve peygamber olarakta senden hoşnuduz Ya Rasülallah, Sen dildiğin gibi davran biz sana tabiyiz.
O an ensarın üstüne hüzün yağıyordu, Gözleri neme bulanmıştı, Kalpleri göğüslerinden çıkıcak gibiydi.

Ve sevgililer sevgilisinin sesi titredi, Ensarın hıçkırıklarına karıştı sevgilinin sesi

“Siz bana bu şekilde değilde, Şöyle mukabele etseydiniz, Yine doğru söylemiş olurdunuz”

“Ey Muhammet Sen bize kovulmuş olarak gelmedinmi, Biz sana kuçak açıp seni barındırmadıkmı, Herkez seni yalanladığı halde biz seni doğrulamadıkmı, Perişan bir haldeydin, Biz sana her şeyimizi seferber edip yardım etmedikmi, Böyle deseydiniz yine doğru söylemiş olurdunuz” Ensarın cevap vermeye mecali kalmamıştı, Ağlamaktan ölücek gibiydiler. Efendimizde onlarla birlikte ağladı,

Bilmemki medineye dönene kadar Kaç kez Rasülallaha bakıp ağladılar Kaç kez hamd ettiler, Böyle biricik peygamberleri oldukları için. Medine Rasülallah’la şereflenen, Onun varlığıyla iftahar eden şehir Şehirlerin kalbi, Tozuna toprağına canların feda olduğu şehir. Ve ensarın torunları Medineli Müslümanlar, Hiç kimsenin yetişemediği ufkun sahipleri.’’

Bu Müjde sana yetmez mi Türkiyem…

Bu yazı toplam 805 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Değişen Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Faks : 0262 322 99 88 | Haber Yazılımı: CM Bilişim