• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • Kocaeli 2 °C

Sahte Mürşitler Panayırı

Samet TOPAL

Demokrasi nöbetlerinde alanlarda dolaşıyor ve havayı teneffüs ediyorum.

Bunu bir vatandaşlık görevi olarak yerine getirmeye gayret gösteriyorum. 

Egemenliğin bu millete seçim yoluyla sunulduğu demokratik cumhuriyetimizin tüm bireyleri gibi milli

iradeye şu süreçte sonuna kadar sahip çıkmanın gerekliliğini düşünen ve bunu haykıranları seyrettim.

Gebze’den Körfez’e, Derince’den izmit’e, Kocaeli’den Sakarya’ya pek çok kent meydanında demokrasi nöbeti tutanların samimiyetlerine şahitlik ettim.

Çokça samimi amcalar, teyzeler, gençler gördüm alanlarda.

İhtilal hikâyeleri dinledik meydanlarda.

Türkiye Cumhuriyetinin 10 yılda bir darbe veya muhtıraya maruz kalmasından kaynaklı halkının yorgun demokratları bu sefer hiç olmadığı kadar diriydi.

Yorgunluk bilmez vücutlar, uykuya hasret gözler vardı belki ama zihinler hep diri ve hazırlıklı idi.

Samimiyet neydi biliyor musunuz?

Samimiyet;

O hazin 15 Temmuz Gecesi Cumhurbaşkanı sokağa davet etmeden saat 23:00’da sokağa koşmaktı,

Eline bayrağını alıp oy verdiği parti binalarının önüne doluşmaktı,

Kendi mahallesindeki vatandaşların birliğe davet etmek için minarelerden sela vermekti,

Uçaklar bombalamasın insanları diye kalkmalarını önlemek için tarlasını yakmaktı,

Çıkarsızca battaniyesine sarılıp meydanları döşek kullanarak, gece semaver yakıp nöbetteki arkadaşına ikram etmekti,

Bebelerini kent meydanlarında sabaha karşı uyutmaktı,

Seccadesine sarılıp sakallarından süzülen yaşlarla dua eden amcanın nefesiydi,

Bastonuna sıkı sıkı sarılarak darbecileri püskürtmeyi bekleyen ninelerdi,

Samimiyet; 

İlk gece olanları bitenleri TV karşısında izleyerek rüzgar terse dönünce 3 gün sonra meydanlara çıkmak değildi.

17-25 Aralık’ı geçelim…Bütün şer ittifaklarını son seçimlerde görmelerine rağmen göz yuman paralelcilerin kendini gizlemek için 10 gün sonra piyasaya çıkıp meydanlara inmesi de değildi.
Facebook’ta biricik hocalarına paçayı kurtarmak için FETÖ diyen Atalay Demirci hiç değildi.
İlk gece tankın altına kafasını sokan vatandaşı görüp taşıdığı iman karşısında dehşete düşerek 16 Temmuz sabahı kaptığı bayraklarla sahte vatan ve Cumhurbaşkanı sevgisi sergileyenler de değildi.
Aman koltuğum gitmesin diyerekten 5 gün sonra piyasaya çıkmak hiç değildi.

Öyle ki samimiyet;

OHAL’in ilk açığa alma girişimini başlatan Kanun Hükmündeki Kararnamesi ile miting alanlarında safları iyice sıklatırmaya çalışan Paralel Kamu Çalışanları ise hiç değildi.

Ne desek diye düşüne duralım.

Üstad Necip Fazıl Kısakürek  anında fısıldıyor kulaklarımıza;

Ortada kimse yoktu biz sökerken bayırı,

Açıldı şimdi sahte mürşitler panayırı!

 

Bu yazı toplam 1430 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Değişen Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Faks : 0262 322 99 88 | Haber Yazılımı: CM Bilişim