Gündem artık anayasa değişikliğinin oylanacağı referanduma kilitlenmiş durumda. Siyasi partiler bir taraftan eteklerindeki taşları dökerken siyasi liderler de söylemlerini sertleştirmeye başladı. Özellikle MHP lideri çok sert ve bir o kadar da inandırıcı olmayan söylemlerle partisine ivme kaybettirmeye devam ediyor. Diğer yandan CHP lideri Kılıçdaroğlu düzenlediği mitinglerde ciddi bir inandırıcılık sorunu yaşıyor ve sanırım yaşamaya devam edecek. 12 Eylül anayasasına karşı olduğunu ancak 12 Eylül uzantısı olarak nitelediği yeni anayasaya da karşı olduğunu anlatırken çok ciddi şekilde zorlanıyor. Çünkü biliyor ki eksiklerine rağmen bu bir darbe anayasası değil ve ülkemizin bu değişikliğe şiddetle ihtiyacı var. Ayrıca eski Cem Uzan gibi eski inandırıcı olmayan siyasi söylemleri tercih etmekten de geri kalmıyor. Her üniversite mezununa iş bulacağız derken hangi matematik dehasını (!) kullanıyor çok merak ediyoruz. Geçen hafta yeni anayasa maddeleri irdelemeye başlamıştık, kaldığımız yerden devam edelim.
5.Madde (Sendika Düzenlemesi) : Anayasamızın 51. Maddesinin dördüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Mevcut fıkra ‘’aynı zamanda ve aynı işkolunda birden fazla sendikaya üye olunmaz’’ şeklindedir. Mevcut madde ye göre birden fazla sendikaya üye olunamadığı için bir iş kolunda toplu sözleşme yetkisine haiz sendikaya üye olmayan işçi ancak dayanışma aidatı ödeyerek o iş kolunda toplu iş sözleşmesinden yararlanabiliyor. Yeni düzenlemeye göre birden fazla sendikaya üye olma imkânı sağlandığından artık o yerde toplu iş sözleşmesi yapma yetkisine haiz sendikaya üye olunarak ve dayanışma aidatı ödemeden toplu iş sözleşmesinden yararlanma imkânı getiriliyor. Bu düzenleme kesinlikle çalışanın lehine yapılmış bir uygulamadır.
6.Madde(Toplu Sözleşme) : Mevcut düzenlemede toplu iş sözleşmesindeki uyuşmazlıkta hakem kurunun kararı hükümeti bağlamaz. Oysa yeni düzenlemede toplu iş sözleşmesi uyuşmazlık durumunda kamu görevlileri hakem kurulunun kararlarının kesin ve toplu iş sözleşmesi hükmü haline getirildi. Kısacası siyasi iktidarın yetkisi kısıtlanmıştır. Ayrıca memurlara toplu iş sözleşmesi yapma imkânı sağlanacaktır.
7. Madde (Sendikalara Koruma) : Bu düzenleme ile sendikaların daha rahat ve özgür eylem yapabilme, demokratik tavır ve etkinlikte bulunma imkânı sağlanmıştır. Demokratik toplumların en temel öznelerinden biri olan işçi sınıfının temsilcisi sendikaların daha rahat eylem yapmalarının önündeki engel kaldırılmak istenmiştir.
Kendilerini sol diye tanımlayan partiler işçi sınıfının demokratik haklarında iyileştirme sağlayacak bu düzenlemeye karşı çıkmayı nasıl izah edecekler? Fakir edebiyatı yapmak, İtalyan gömlek üstü kasket takmak, havuzlu villada oturmamak işçi sınıfını tatmin eder mi? Doğal şartlarda bu tür iyileştirmeleri gerçek sol partilerin yapması gerekir. Bu durumda ülkemizin gerçek solunu (bazı andavallar bunu ulusalcılıkla karıştırıyor) kim temsil ediyor acaba?
zekiozuer@hotmail.com